Sağlık

Beyninizin Düğmelerini Tanıyın: Dr. Ayşegül Çoruhlu’dan Stresle Başa Çıkmanın Bilimsel Yolu

Hayatın içinde karşılaştığımız sayısız sorun ve bu sorunların yarattığı stres, çağımızın en büyük problemlerinden biri olarak öne çıkıyor. Modern yaşamın karmaşası içinde ne yazık ki bu sorunlara gerçek çözümler bulmakta zorlanıyor ve çoğu zaman zihinsel bir çıkmazda buluyoruz kendimizi. Peki, çözüm aslında zihnimizin içinde gizliyse? Dr. Ayşegül Çoruhlu’nun açıklamaları, stresin altında yatan mekanizmayı ortaya koyarak bize yepyeni bir bakış açısı kazandırıyor.

Beynin Düğmeleri: Sempatik ve Parasempatik Sistem Nedir?

Dr. Ayşegül Çoruhlu’nun ifadelerine göre, beynimizin çalışmasını iki düğmeyle temsil edebiliriz: Kırmızı düğme yani sempatik sistem ve yeşil düğme yani parasempatik sistem. Kırmızı düğme, “savaş ya da kaç” tepkisiyle ilgilidir. Vücut, tehlike anında kaslara daha fazla kan gönderir, kalp atışını hızlandırır ve dikkati artırır. Bu sistem evrimsel olarak bizi hayatta tutmak için gelişmiştir.

Öte yandan parasempatik sistem ise “dinlen ve sindir” modunu temsil eder. Tehlike geçtikten sonra vücudun rahatlamasını, sindirim sisteminin çalışmasını ve zihinsel gevşemeyi sağlar. Modern yaşamda ise gerçek bir tehlike olmaksızın sürekli olarak sempatik sistemin aktif olması, bedenimizde kronik stres yaratmaktadır.

Modern Hayatta Sempatik Sistem Tuzağı

Günümüzde aslan ya da kaplan tehdidi yok, fakat trafik stresi, yetişmeyen işler, maddi kaygılar gibi zihinsel tehditler sürekli sempatik sistemi devrede tutuyor. Dr. Çoruhlu’ya göre beyin, gerçek olmayan bu tehditleri dahi fiziksel tehlike gibi algılıyor ve buna göre tepki veriyor. Bu da uzun vadede yorgunluk, tükenmişlik, sindirim problemleri ve ruhsal çöküntü gibi birçok sorunu beraberinde getiriyor.

Yaratıcılığı ve Çözüm Gücünü Artırmak: Parasempatik Sisteme Geçiş

Dr. Ayşegül Çoruhlu’nun önerdiği en etkili çözüm, parasempatik sisteme geçiş yapmaktır. Çünkü gevşeme halindeyken beynin yalnızca bir bölgesi değil, tamamı aktif hale gelir. Uyku sırasında ya da rahat bir yürüyüş esnasında olduğu gibi. Gece çözülemeyen bir sorunun sabah kolayca çözülebilmesi de bu sistemin bir sonucudur. Beyin kan akışı dengelendiğinde, yaratıcılık artar, düşünce yolları genişler ve alternatif çözümler ortaya çıkar.

Tuvalette aklımıza gelen fikirler, denizde yüzerken aniden beliren çözüm yolları ya da sakin bir yürüyüş sırasında zihne dolan parlak fikirler… Bunların hepsi parasempatik sistemin devreye girmesiyle mümkündür. Zorlayarak değil, gevşeyerek düşünmeliyiz.

Dr. Ayşegül Çoruhlu’nun videosuna buradan ulaşabilirsiniz: 

Sorunlara Yeni Bir Yaklaşım: Stresi Bırak, Rahatla ve Düşün

Dr. Çoruhlu, stresli düşünmenin beynin yalnızca analitik kısmını çalıştırdığını ve bu kısıtlı alanın bize yaratıcı yollar sunmadığını vurguluyor. Oysa rahatlama ile birlikte tüm beyin devreye giriyor ve düşünce yolları arasında yeni bağlar kurulabiliyor. Bu da sorunları çözmekte daha etkili, daha dengeli ve daha sağlıklı bir yaklaşım sunuyor. Sorunları çözmenin yolu, zihni serbest bırakmaktan geçiyor.